Geçmişe Mektuplar 3
- Beril Yucel
- Oct 28, 2025
- 1 min read

Sevgili Ramazan Dedeciğim,
Sizi hiç tanımadan özlemenin nasıl bir his olduğunu yıllar içinde öğrendim. Henüz dünyaya gelmeden bu hayattan ayrılmışsınız ama ben sizi hep dinledim…Annemin ve teyzemin anlattıklarıyla tanıdım sizi —bir Cumhuriyet aydını olarak, hem bir hukukçu hem de bir eğitimci olarak saygı ve sevgiyle anılan bir insan olduğunuzu.
Dedeciğim, bugün ben de bir öğretmenim, tıpkı sizin gibi insanın yüreğine, aklına ve vicdanına dokunmaya çalışan bir eğitimciyim. Siz, adaletin bilgeliğiyle eğitimi birleştiren bir kuşaktandınız; Cumhuriyet’in ilk yıllarında insanı hem doğruya hem de aydınlığa çağıranlardan. Ben ise sizin açtığınız o yolda, eğitimin ışığını yeni nesillere taşımaya çalışan bir torununuzum.
Her yıl 13 Ekim’de yeni bir yaşa girerken, birkaç gün sonra kutladığımız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı bana hep aynı şeyi hatırlatıyor: Ben, bu ülkenin Cumhuriyetle yoğrulmuş bir çocuğuyum. Cumhuriyet’in kazandırdığı en büyük armağanlardan biri olan eğitim hakkını, bugün başkalarının hayatında bir umut ışığına dönüştürmenin çok önemli olduğunu biliyorum.
Bu yıl, farklı bir kulvarda, birçok öğretmen, eğitim lideri, öğrenci ve uzmanla birlikte çalıştım. Her buluşmada, her konuşmada, her paylaşılan fikirde sizlerin izi vardı. Etkimizi anlatmak kolay değil. Belki büyük kelimelere gerek de yok. Biliyorum ki sizin gibi, ben de birilerinin içindeki kıvılcımı yakabildiysem, işte en büyük armağan o. Bir öğrencinin gözlerindeki ışıltı, bir öğretmenin “Yeniden motive oldum.” demesi… ya da verdiğim eğitimlerde anlattıklarımın sınıf içinde uygulamalarına şahit olmam gibi…
Cumhuriyet’in 102. yılında, siz büyüklerimden, ailemin kıymetli eğitimcilerinden devraldığım bu meşaleyi taşımaktan onur duyuyorum. Sizi hiç görmedim ama hep yanımdaydınız; her satırımda, her dersimde, her yeni başlangıcımda.
Minnetle, sevgiyle ve Cumhuriyet’in aydınlığıyla,
Beril Ayman Yücel
Torununuz
-02.png)


Comments